Epik Tiyatro ve "Keşanlı Ali Destanı"

Keşanlı Ali Destanı, "epik tiyatro" özellikleri taşıyan Türkçe eserlerden en önemlisi. Bu derste öncelikle epik tiyatronun özellikleri üzerinde durulacak, ardından Haldun Taner'in bu tiyatro akımını Keşanlı Ali Destanı'na nasıl adapte ettiği üzerinde durulacaktır.
Epik tiyatro ve Keşanlı Ali Destanı konularından önce “geleneksel tiyatro” özelliklerini kısaca hatırlayalım:
- İllüzyoncu
- Seyircide katarsis (rahatlama, boşalma) oluşturma amacı taşıyor
- Temel ilkeleri Aristoteles'in Poetika adlı eserinde yer alır.
- Dış dünya koşulları sahne üzerinde yaratılır.
- Nesneler, kullanım işlevleriyle sahnede var olurlar
- Oyunun hangi yüz yılda geçtiğine, mekâna bağlı göstergesel işleviyle izleriz.
- Gündelik hayat diline yakın bir diyalog örgüsü.
- Neden-sonuç ilişkisi içinde gelişen olay örgüsü.

Geleneksel tiyatro hakkında ayrıntılı bilgi için:
Dram Sanatının Ögeleri
Bu bölümde tiyatronun biçimi üzerinde durulacaktır.Bu sayfada çeşitli oyun kesitleri üzerinden, tema, durum, oyun kişisi, olay dizisi, kişileştirme, konuşma örgüsü, zaman ve mekân ögeleri...
"İllüzyoncu tiyatronun seyirciyi saran yaşantısı yerine, anlatıcı, belgeleyici, göstermeci bir üslup ile seyirciyi usçul yoldan bir gözlemci olmaya zorlayan ve seyirciye olayı yaşatmak yerine onu olayın dışında bırakıp yargı vermesini sağlamak ereğini güden tiyatro türü."
"Epik nedir? Aristotatales'e göre, bunu şöyle özetleyebiliriz: epik, tragedyadan daha geniş ve gevşek bir dokuya sahip bir yapıttır. Kişisel alın yazısı yerine, daha geniş görünüşüyle önemli olayları işler; başka deyişle, olaylar ön plandadır. Aristotatales'e göre, epik şiir istenildiği kadar uzatılabilir; oysa tragedya, epik'te olduğu gibi aynı anda birkaç olayı göremez, tragedya yalnızca sahnede oyuncular tarafıdan oynanan tek bir olayı verebilir…
Brecht'in Epik Tiyatro kavramını geliştirmesinde üç önemli tiyatro türünün etkisi vardır: bunlar gerçekçilik, öz ve biçim açısından; dışavurumculuk, biçim ve anlatım yönünden; ve Çin Tiyatrosu: estetik ve teknik açıdan…Karakterler, konuşturma örgüsü, yöneliş, dekor, aksesuar gerçekçidir. Ancak ayrıntılar daha ekonomiktir. Episodik yapı, projeksiyon ve sinema, tabelalar dışavurumcu akımın etkisidir. Ayrıca, bireyin değil, toplumun vurgulanması, savaşa karşı oluş ve ‘sanat insana yardımcı olmalıdır’ tavrı dışavurumculuktan gelir. Yabancılaştırma etmeni, oyunculuk estetiği, duygulandırmak değil, dönüştürmek, yanılsama değil bir davayı savunmak Çin Tiyatrosu'nun etkisini taşır. Bu tiyatroda, oyuncu bir karakteri gösterir onu canlandırmaz. Kendi rolüyle arasına bir uzaklık koyar; oyunlarına jestler egemendir."
Üç tiyatro türünün epik tiyatro üzerindeki etkisi:
Gerçekçilik: öz ve biçim
Karakterler, diyaloglar, dekor ve aksesuar gerçekçidir.
Dışavurumculuk: biçim ve anlatım
Episodik yapı, projeksion, tabelalar. Bireyin değil toplumun odağa alınması.
Çin Tiyatrosu: estetik ve teknik
Yabancılaştırma, oyunculuk estetiği, duygulandırmadan düşündürmek. E

"Bu tiyatro kendisini epik olarak tanımlar ve böylece teorisini ilk kez Aristoteles'in geliştirmiş olduğu, kelimenin dar anlamında dramatik tiyatronun karşısında yer alır. Riemann'ın ‘Öklidci-olmayan’ bir geometri ortaya koyması gibi, Brecht'in de kendi teorisini ‘Aristotelesçi-olmayan’ diye ortaya koymasının nedeni budur. Riemann paraleller aksiyomunu reddetmişti. Bu yeni tiyatronun reddettiği ise Aristotelesçi katharsis'dir. Kahramanın çalkantılı kaderiyle özdeşleşme yoluyla duyguların arıtılmasıdır katharsis. Bu kader, izleyiciyi de önüne katıp götüren bir dalganın gelgitleriyle çalkalanır. (Ünlü peri petia ise, bu dalganın kırılarak sahile doğru yuvarlanan tepesidir.)
Epik tiyatro ise bir film şeridi üzerindeki görüntülere benzer şekilde kesik kesik yol alır. Temel biçimi, oyundaki ayrık ve belirgin durumların birbirleri üzerinde yaptığı şok etkisidir. Şarkılar, sahne dekorunda yer alan başlıklar, oyuncuların jeste dayanan ortak tavırları durumları birbirinden ayırmaya yarar. Böylece her yerde, izleyicideki yanılsamayı bütünüyle kıran aralıklar yaratılmış olur. Bu aralıklar, izleyicinin eleştirel bir tavır almasını, düşünmesini sağlamayı amaçlamıştır."
Öğrencilerden Keşanlı Ali Destanı eserinde yukarıda sıralanan özelliklerden hangilerini tespit ettiklerini yazmaları istenebilir.
Özdemir Nutku, geleneksel ve epik tiyatro arasındaki farkı somutlaştırmak için Brueghel ve Rembrandt eserlerini örnek gösterir.
Öğrencilerinizden aşağıdaki iki ressamın eserlerini inceledikten sonra hangisinin epik hangisinin geleneksel tiyatroyu andırdığını tespit etmelerini isteyiniz. Öğrenciler tabloları inceleyerek bir tablo oluşturabilir ve iki eseri karşılaştırabilir.
Öğrencileriniz tabloyu hazırladıktan ve arkadaşlarıyla paylaştıktan sonra, Prof. Dr. Özdemir Nutku'nun hazırladığı tabloyu sınıfça inceleyiniz.

Prof. Dr. Özdemir Nutku, Bertolt Brecht ve Epik Tiyatro isimli kitabında aşağıdaki iki tablo aracılığıyla epik ve dramatik tiyatronun farklı özelliklerini gösterir:
Açıklama için göz işaretine tıklayınız:
| BRUEGHEL | REMBRANDT |
|
|
|
|
|
|
Bu iki büyük ressamı karşılaştırmamızdan yola çıkarak, Epik ve Dramatik tiyatronun temel özelliklerini şöyle özetleyebiliriz:
| EPİK TİYATRO | DRAMATİK TİYATRO |
|
|
|
|
|
|
|
|

"Dramatik Tiyatro seyircisi şöyle der:
- Evet, bunu ben de yaşadım.
- Ben de böyleyim.
- Eh, doğal bir şey.
- Ve hep böyle olacak bu.
- Adamın durumu yürekler acısı, zavallı için çıkar yol yok.
- Sanat buna derler işte: Her şey ne kadar doğal!
- Ağlayanla ağlıyor, gülenle gülüyor insan!
Epik Tiyatro seyircisi ise şöyle söyler:
- Bak, bunu düşünmemiştim işte!
- Ama öyle de yapar mı adam!
- Çok garip, çok garip, inanılır gibi değil!
- Ee, yeter artık!
- Adamın durumu yürekler acısı, bir çıkar yol var, göremiyor.
- Sanat buna derler işte: Her şey ne kadar da şaşırtıcı!
- Ağlayanın durumuna gülüyor, gülenin durumuna ağlıyor insan!"

Epik Tiyatro Teknikleri ve Keşanlı Ali Destanı
1. Yabancılaştırma Etkisi Kullanılarak Uygulanan Tiyatro Teknikleri
Tiyatroda teknik, sahnede belirli bir amaç doğrultusunda kullanılan yöntem ya da araçlardır. Yabancılaştırma etkisinin temel amacı, seyircinin izlemekte olduğu şeyin bir tiyatro oyunu olduğunu sürekli olarak hatırlamasını sağlamaktır.
a) Anlatı (Narration)
Anlatı, seyirciye izlediklerinin bir hikâyenin sunumu olduğunu hatırlatmak için kullanılır. Anlatıcı bazen olaylar gerçekleşmeden önce ne olacağını aktarır. Bu yöntem, seyircinin duygusal olarak sahnelenen olaylara bağlanmasını engelleyerek, sonucunu önceden bildikleri bir süreci mesafeli şekilde değerlendirmelerini sağlar.
Keşanlı Ali Destanı eserinden bu tekniğin kullanıldığı bir örnek veriniz.
b) Rol Dışına Çıkmak / Üçüncü Şahıs Anlatımı
Bir oyuncunun karakteri üzerine yorum yapması, tiyatrosallığı vurgulamanın açık bir yoludur. Örneğin, yoğun duygular içeren bir sahnenin ortasında oyuncu durur ve karakteri hakkında üçüncü şahıs ağzından yorum yapar:
"Darius öfkesinin yükseldiğini hissetti. Dinlenmediğini düşünüyor ve intikam almak istiyordu."
Bu yorumdan sonra oyuncu tekrar sahneye geri döner.
c) Sahnede Yönergeleri Sesli Olarak Okumak
Bu teknik, Brecht tarafından özellikle provalarda daha sık kullanılmıştır. Oyuncunun karakterle arasına mesafe koymasına yardımcı olur. Aynı zamanda seyirciye bir oyun izlemekte olduklarını hatırlatır ve onları karakterin eylemlerini nesnel olarak incelemeye zorlar.
d) Doğrudan Seyirciye Hitap
Seyirciyle doğrudan konuşmak, "dördüncü duvarı" yıkar ve gerçeklik yanılsamasını ortadan kaldırır. Örneğin, Brecht’in Kafkas Tebeşir Dairesi oyununda Grusha’nın bebek Michael’ı kurtarmaya çalıştığı sahnede seyirciye dönerek söylediği şu söz bir örnektir:
“Ben büyüttüm onu, şimdi paramparça mı edeceğim? Edemem.”
Keşanlı Ali Destanı eserinden bu tekniğin kullanıldığı bir örnek veriniz.
e) Yazılı Panolar Kullanmak (Placards)
Pano, sahnede kullanılan yazılı bilgi ya da işaret olabilir. Bu, bir kart veya afiş kaldırmak kadar basit bir yöntem olabileceği gibi, multimedya ya da slayt gösterileri yoluyla da gerçekleştirilebilir. Örneğin, Miss Saigon müzikalinde, Vietnam Savaşı’ndaki can kayıplarını göstermek için kullanılan slayt gösterisi oldukça etkileyicidir. Önemli olan, verilen bilginin sadece eylemi yorumlaması değil, aynı zamanda onu derinleştirmesidir.
Örnek olarak; evli bir çift tartışıyor ve kadın çok üzgün görünüyor. Eğer oyuncu bir pano kaldırıp "Mutsuzum" derse, seyircinin zaten görebildiği bir bilgiyi iletmiş olur. Ancak panoda "Aldatıyorum" ya da "Onu hiç sevmedim" yazarsa, seyirci bu ilişkiye dair daha derin nedenleri sorgulamaya başlar ve karakterin gözyaşlarının ardındaki anlamlara dair farklı açılardan düşünmeye yöneltilir.
Keşanlı Ali Destanı eserinden bu tekniğin kullanıldığı bir örnek veriniz.
2. Didaktik Yön
Şerife Ana karakterinin oyunu bitirirken söylediklerinin derin anlamı üzerine tartışınız.
"KISSADAN HİSSE
Sayın baylar bayanlar
Bizi seven ihvanlar
Burda biter kıssamız
Gördünüz işittiniz
Böyle işte çoğu destan
Destan işin afyonu
Kaldırdı mı altından
Ali Cengiz oyunu
Biz yutarız cahiliz
Yumruk kadar kafamız
Ama sizler okumuş
Gözlük bilem takınmış
Aydın kişilersiniz.
Siz bunu yemezsiniz.
Kaldırın örtüleri
Üfürün şu tülleri"
3. Gestus (Jestik Anlatım)

Gestus, Brecht’in geliştirdiği bir diğer önemli tiyatro tekniğidir. Bu teknik, duygulara derinlemesine inmeksizin, bir anı ya da bir tutumu yansıtan açık ve belirgin bir karakter jesti veya hareketi üzerinden sahnelenir. Bu nedenle sahnede sergilenen her jest büyük önem taşır. Brecht ve oyuncuları, provalar sırasında oyunlardan fotoğrafları inceleyerek her anın etkili olup olmadığını değerlendirirlerdi. Soru şuydu: Seyirci, yalnızca oyuncunun jestlerine bakarak sahnede ne olduğunu anlayabilir mi?
Brecht, oyuncuların sahnede karakter olmalarını değil, onları bir insan tipi olarak göstermelerini isterdi. Örneğin; işçileri açlığa mahkûm ederken tombul purosunu tüttüren yozlaşmış bir patron, yalnızca bir birey değil, sömürü yoluyla kazanç sağlayan tüm patronların temsili olarak görülmelidir. Bu nedenle Brecht karakterlerine sıklıkla arketipsel adlar verir: "Asker", "Kız", "Anne" gibi.
Brechtçi yorum, karakterin toplumsal rolüne ve onun bu şekilde davranma zorunluluğuna odaklanır; bu yaklaşım, karakterin içsel, bireysel duygusal motivasyonlarından çok, sosyal konumunu anlamaya yöneliktir. Bu da seyircinin karakterle sadece empati kurmasını değil, aynı zamanda yargılamasını ve durumu eleştirel olarak değerlendirmesini sağlar.
Gestus aynı zamanda toplumsal yorum içeren bir jesttir.
Örneğin; bir askerin sahnede yürürken selam vermesi sıradan bir jesttir. Ancak bu selamı, sahneyi kaplayan cesetlerin üzerinden geçerken veriyorsa, bu durumda jest Gestus niteliği kazanır. Çünkü artık sadece bir hareket değil, temsil ettiği insan tipine dair bir toplumsal eleştiri halini alır.
Benzer biçimde, Cesaret Ana oyununda, annenin ölen oğlunun karşısında attığı sessiz çığlık, duygusal değil, yabancılaştırıcı bir jesttir. Bu sahne seyircinin duygusal olarak kaybolmasını değil, “Neden duygularını bastırmak zorunda?” diye düşünmesini sağlar."
Resimden Edebiyata

Bruguel'in The Blind Leading the Blind tablosunu öğrenciler grup halinde inceleyerek aşağıdaki sorulara yanıt verebilir:
Resimdeki karakterleri dikkatlice inceleyerek kendi hikayenizi oluşturunuz.
Grup içerisinden bir kişiyi anlatıcı olarak belirleyiniz – anlatıcı, izleyiciye sahnede neler olacağını bildirebilir.
Aşağıdaki öğeleri kullanarak sahnenizi yapılandırabilirsiniz:
- Farklı sahneleri tanıtmak için “pano”lardan yararlanınız.
- Farklı rollere bürününüz.
- Şarkı veya müzik kullanınız.
- Gestus kavramını hatırlayınız.
Performans sırasında, kostümlerinizi sahnede asılı halde bulundurarak ya da izleyicilerin önünde ısınma hareketleri yaparak sahneye 'oyuncu' kimliğinizle giriş yapabilirsiniz.

1960'larda Türkiye'deki sosyal değişimi ve bu iki afişin ne anlama gelebileceğini sınıfça tartışınız.
Genco Erkal ve Zeliha Berksoy'un sesinden Brecht eserlerinden bölümleri sınıfça dinleyebilirsiniz:
Haldun Taner'in İstanbul Üniversitesi Alman filolojisi mezunu olması ve Almanya'da epik tiyatro topluluklarının rejilerinde görev alması yazarı Bertolt Brecht'in eserleriyle tanıştırmıştır.
Keşanlı Ali Destanı ilk Türk epik tiyatro olarak tanımlansa da Brecht'in epik tiyatro anlayışından farklılıklar gösterir.
- Öğrenciler, Keşanlı Ali Destanı'nı okumadan önce, okurken ve okuduktan sonra aşağıdaki derste paylaşılan etkinlikleri yapmaları için yönlendirilebilir:
Tiyatro Metnini Analiz Etmek
Bundan önceki derslerde temel tiyatro türleri, bu türlerin kesişim noktaları ve dram sanatında kullanılan edebî tekniklerden ve örneklerden bahsettik. Bu ders, Türkçe A dersinin tüm sınavlarında...
2. Öğrencilere geleneksel Türk tiyatrosu örneklerini gösteriniz ve onlardan bu örneklerde gözlemledikleri epik özellikleri not almalarını isteyiniz:
MEDDAH:
ORTA OYUNU:
Öğrencilerin tespit ettiği epik özelliklerin bir özeti Haldun Taner'in kendi sesinden sınıfça izlenebilir:
“Ve Perde!” belgeseli dakika 42:40
Keşanlı Ali Destanı girişinden:
"Hoş dostum diye başlayayım söze
Hoş olsun beyler kıssamız size
Şu suret Keşanlı Ali'yi gösterir
Destanı var işte her yerde söylenir
Gel gör bakalım neymiş bu destan
On beş fasılda edelim beyan!"
Yukarıdaki alıntıda geleneksel Türk tiyatrosu özelliklerinden ve epik tiyatro özelliklerinden hangilerini tespit ediyorsunuz?
"Dekor: paravanın önü
ZİLHA- (Paravanı aralayıp başını uzatarak) Siz perde arasında sigara içerken burada neler oldu neler. İki buçuk aydır Müteahhit İhya Onaran'ların evinde çalışıyorum. Burası Kafdağı'nın ardındaki fildişinden saray gibi bir
yer (Geriye bakarak) Dekor tamamlansın, siz de göreceksiniz birazdan.
DERVİŞ- (Sahne kenarına gelip onu içeri iter, seyircilere döner.) Pek muhterem hazırunu kiram. Umarız ki faslı evvelde hak edilenleri unutmadınız. Dekorun tamamlanmasına bir dakika var. Gelin bir yol, olup
bitenleri hulasatan hatırlayalım.” (sf 71)
Yukarıdaki kesitte dikkatinizi çeken epik özellikler hangileridir?
Albert Nemkess'in University of Chicago'da yazdığı "Brecht ve Taner Arasında Kıyaslama" adlı doktora tezinden bir alıntı:
"Brecht Üç Kuruşluk Opera'sı ile kuşaklar boyu yanılsamacı, Aristocu tiyatroya alışmış olan Batı seyircisini çok yadırgatmıştı. Taner ise Keşanlı Ali Destanı ile halkının hiç de yabancısı olmayan ortaoyunu, meddah, Karagöz seyirlik oyunları ve tuluattan aldığı öğeleri çağdaş bir anlayış içinde kaynaştırarak Brecht'inkinden çok farklı, hem yerli hem modern yepyeni bir epik üslup getirmiş ve bundan ötürü hemen benimsenmiştir."