Kâğıt 1: "Kar Taneleri' Dünyayı Değiştirebilir mi?"

Gazete Oksijen'in izniyle Ece Temelkuran'ın "'Kar Taneleri' Dünyayı Değiştirebilir mi?" isimli köşe yazısını örnek bir Kâğıt 1 etkinliği şeklinde sizlerle paylaşıyoruz.
‘Kar Taneleri’ Dünyayı Değiştirebilir mi?
Daha izlemediyseniz filmi çok da ele vermek istemem. Ama Tar, Kate Blanchett’in başrolünde oynadığı, kurgu bir karakter olan, orkestra şefi Lydia Tar’ın hayatını anlatan bir film. Bütün ödülleri tek tek toplayarak Oscar’a doğru yol alıyor. Filmi seversiniz sevmezsiniz ayrı konu fakat çeşitli film eleştirmenleri tarafından ‘iptal kültürü’ üzerine söylenmiş en güçlü söz olarak gösterildi. Özellikle bir sahnesi bizim kuşağımızla yeni kuşak arasındaki gerilimi neredeyse kusursuz anlatıyor.
Lydia Tar, New York’taki ünlü müzik okulu Juliard’a konuk öğretmen olarak ders vermeye gidiyor. Orkestra şefliği üzerine konuşacak. Genç, siyahi bir orkestra şefi adayı öğrenci ile aralarında müthiş bir diyalog geçiyor. Genç adam “Ben Bach’la pek ilgilenmiyorum” diyor. Nedenleri de erkek egemen kültürün bir parçası olması, karısına berbat davranması, vesaire. Lydia Tar, deliriyor ve dalga geçmeye başlıyor genç adamla. Mealen söyledikleri hemen hemen şöyle. “Sen kimsin ki Bach’ı öylece iptal ediyorsun kafanda? Müziğin devlerini anlamadan nasıl müzik yapabilirsin? Ahlaki üstünlük taslamadan önce Bach’ın müziğini anlaman lazım.”
Genç adam geriliyor, bacağını zıplatmaya başlıyor. Ve Tar, adamın bacağını tutup yine mealen “Bırak bu kırılgan çocuk ayaklarını da söylediklerimi dinle.” Oğlan küfür edip dersi terk ediyor. Öncelikle şunu söylemeliyim. Bu sahnenin bizim kuşağın genç kuşağa karşı uyguladığı zorbalığın (bullying) bir simgesi olduğunu, eleştirileri okumadan önce anlamadım! Lydia Tar’ın öğrenciye söylediklerinin aynısını ben de -kadın ve feminist olmama rağmen- “Tolstoy karısını çok ezmiş, okumam ben” diyen genç bir yazar adayına söyleyebilirim. Birkaç üniversite dersine konuk konuşmacı olarak gittiğimde de benzer şeyler söylemişliğim ve insafsız bir sessizlikle cezalandırılmışlığım da var. Dolasıyla Lydia Tar, genç adama neredeyse “Cahil cahil konuşma” demeye getirirken bana kırıcı, ezici bir zorbalık yapıyormuş gibi değil de hakikatleri söylüyormuş ve bunu da son derece normal bir biçimde yapıyormuş gibi geldi. Hatta başka bir ihtimal aklıma gelmedi. Bu da beni, öyle sanıyorum ki, “ihtiyar bir zorba” yapıyor. Bütün bunları kuşaklar arasındaki ciddi bir meseleyi biraz daha derinlemesine düşünmek için anlattım.
Onlara, önceleri ‘kar taneleri’ diyorlardı, hemen eriyiverdikleri için, aşırı duyarlılıklarını anlatmak için. Epeydir aşağılamak için ‘woke’ diyorlar, “uyanmış” anlamına gelen bir söz. Tükettikleri, yaşadıkları, söyledikleri, yaptıkları her şeyi ince eleyip sık dokuyan bir ahlak süzgecinden geçiren genç insanlar. Onaylamadıkları her şeyi de, özellikle sosyal medya aracılığıyla, hedefe koyup yok ediyorlar. Kendilerinden önce gelen kuşağa karşı neredeyse düşmanca davranıyorlar ama asla kavga etmiyorlar. Genellikle, filmde de olduğu gibi, zorbalığa uğradıklarını düşündükleri anı videoya çekip kendi aralarında paylaşarak intikam alıyorlar.
En önemli savunma mekanizmaları susmak ve ‘bana ulaşamazsın, dokunamazsın, beni etkileyemezsin’ demeye gelen bir sessizlikle cezalandırmak. Bu da benim gibi bir önceki kuşağa ait olan insanları iyice kışkırtıyor ve çoğumuz aslında olmadığımız kadar sert olmaya, karşı taraftan bir tepki almak için daha iğneleyici, kavgaya davet eden bir tonda konuşmaya başlıyoruz. Onlar tarafından sevilmek, onlardan saygı görmek istiyoruz çünkü biz bir önceki kuşağa öyle yaptık. Bunu görmemek bizi içten içe öfkelendiriyor.
Deneyimlerimizi istemeyen genç kuşakla baş başa kalmak bizi derinden yaralıyor. Nihayetinde, çok daha sert biçimde, usta-çırak ilişkileri içinde öğrendiklerimizi birine aktarmak zorundayız yoksa bizim çektiklerimizin anlamı yok. Çırak olmak istemeyen genç insanlarla ne yapılır bilmiyoruz ve hayatı, işi, politikayı öğrenirken çektiğimiz çilenin anlamsızlaştığını görüyoruz.
…
Bazen gençlerin bir önceki kuşaktan nefret ettiğini düşünüyorum. Hatta onları beceriksizlikle suçladığını. Sanki dünyayı bu berbat halde onlara teslim ettiğimiz için bizden intikam almak istiyorlar ve ellerindeki tek silahı, yani bizi yok saymayı kullanıyorlar. Bizimle kavga etmek değil, kendi aralarında bizi çekiştirmek istiyorlar sadece. Bize bulaşmak istemiyorlar, sanki. Haksız da değiller. Binlerce yıldır biriken dünya sorunlarıyla, iç içe geçmiş dev krizlerle baş başa kaldılar ve gelecek artık yeni bir dünya kuracak kadar uzun değil.
Şunu da fark etmemiz lazım, önceki kuşak olarak. Ne zaman bize ahlaki üstünlük ‘taslasalar’ öfkeleniyoruz. İçimizden “Dur bakalım sen daha” demek istiyoruz, “Hele bir hayatla pazarlık masasına otur da bakalım sen nelerden ödün vereceksin.” Eğer saldırıya geçerek kendimizi savunacak durumdaysak demek ki bizde bir gedik var. Sükunetimizi koruyamıyorsak biz de o kadar olgun değiliz. Bizi dinlemiyorlarsa belki de yeterince iyi, doğru, güzel şeyler söylemiyoruz. Saygı talep edilen değil, kazanılan bir şey. Saygı duymuyorlarsa demek biz saygı uyandırmayı beceremiyoruz. Mu acaba? Şu anda benim yaşımda olan ve mesleğini bir sonraki kuşağa öğretmeye çalışan insanlar ne düşünür acaba? (20.01.2023)
Yönlendirici Soru:
Yukarıdaki parçada nesnel gerçekler ve öznel algı ne şekilde birleştirilmiştir?
Öncelikle öğrencilerin Kâğıt 1 ölçütlerine göre öğrenci yanıtını değerlendirmelerini isteyiniz.
A Ölçütü: Anlama ve Yorumlama
- Aday, metne yönelik ne kadar iyi bir anlayış sergiler ve çıkarımlara yönelik ne kadar mantıklı sonuçlara varır?
- Fikirler, metne yönelik referanslar tarafından ne kadar iyi desteklenir?
4/5
B Ölçütü: Analiz ve Değerlendirme
- Aday, metinsel özelliklerin ve/veya yazara ait tercihlerin anlamı nasıl şekillendirdiğine dair ne düzeyde analiz ve değerlendirme sunar?
4/5
C Ölçütü: Odak ve Organizasyon
- Fikirlerin sunumu ne kadar iyi düzenlenmiş, kapsamlı ve odaklanmıştır?
4/5
D Ölçütü: Dil
- Dil ne kadar açık, çeşitli ve doğrudur?
- Üslup ve tarz tercihi ne kadar uygun? (Bu bağlamda “üslup”, adayın analize uygun kelime haznesi, ton, cümle yapısı ve terminoloji gibi unsurları kullanımını ifade eder.)
5/5
Kurmaca Dışı
Kurmaca olmayan düzyazı ('kurmaca dışı' ve öğretici metin olarak da bilinen) gerçeklere dayalı düzyazıdır. Kurmaca olmayan metinlerin alt türleri şunlardır: - Deneme- Mektup- Anı- Günlük-...